4. boyut bilginizi tazeleyelim. Bu yaşamımızda, yani varlık bilgisi kaide ve kuralları içerisinde yaşadığımız alemi nasuti, yaşamın başlangıç tohumunun ekildiği yerdir. Alemimiz, bir alt ve üst alemlere varana kadar 6 pozitif ve 6 negatif, toplam 12 boyuttan oluşmaktadır. Pozitif boyutlara yükseldikçe negatiften daha çok pozitife, tersi şekilde de aşağı boyutlara indikçe pozitiften uzaklaşıp negatife hizmet eden bir yapıdadır. 12 boyut, içten içe bir ve dışa doğru ayrı ayrı boyutları deneyimlediğimiz bir sistemdir.
Boyutların anlatımına başlamadan önce belirtmek isterim ki asıl olan, varlığın yaşamsal enerjisidir. Duygu durumlarınızla her daim boyutları aşağı düşme ya da yukarı yükselme durumu söz konusu olabilir. Dikkat edilmesi gereken husus, pozitife hizmet yasası gereği daima iyi duygu ve düşüncede kalmakta istikrar isterken, negatife düşmenin anlık gaflet ile çabuk ve kolay hak edilebilir olduğudur. Her duygu ve düşünce, içinde farklı olasılıklara kapı açar. O sebepledir ki asla hakkımız olmayanı arzu etmemeli, başımıza gelen olumsuz hallerde dahi önce sabır etmeli, daha sonra da kendimizden çıkış yolunu en vicdanî ve doğru sebeplere dayandırarak bulmamız gerekmektedir. "Dervişin zikri ne ise fikri de odur" sözündeki gibi, yaydığı enerji de odur. Ağzımızdan çıkanın yankısının her alemde duyulacağını unutmayalım. Yanlış fiili yapmamak başarı sayılsa da asıl olan, öncesinde dile getirmemek ve hatta kalpten geçirmemek için fikren de düşünmemektir; en doğrusu budur.
Bu anlatımdan sonra alemimizde bulunan boyutlardan bahsedelim. Her şeyden ve her olandan haberi olan Kadir-i Mutlak Allah'ımız, bize yüceliğini perdeler arasında oluşumu tutarak hem gizli hem de açıkça beyan etmektedir. Perdelerin her bir frekans değerinin değişimiyle başka bir boyutun algısına dahil oluruz. O sebepledir ki, en çok etkileşimde olduğumuz, geçişin kolay olduğu için birçok kişi tarafından sadece "metafiziksel" dendiğinde bilinen 4. boyuttur. Bunun sebebi, algısal olarak geçişin kolay olmasındandır. Çoğu olağanüstü olay, sadece bu boyutun yansıma efekti gibidir. Asıl ve mühim olanları görmekte henüz vâkıf olmayan beyin, bu boyutta şok yaşamaktadır. O sebeple korunmanın çok kolay olmasına rağmen, düşük bilinç içindeki biz insanoğlu, bu varlık ya da enerji kümelerini anlamamaktadır. Bu varlıkların yaşamsal alanları, kütlesel yer çekimine bağlı, yani insanoğlu gibi bir zemine odaklı olmalarına rağmen, bizim maddesel yapımızdan daha az yoğun olmaları ve bu da daha hızlı yol almalarına sebep olduğundan, birçok kişi tarafından ilahlaştırılmışlardır. Asıl olanın, her boyutsal yapının mekanizması ve durumsal farklılığı olduğunu anlarsak, bunun özel olmadığını, sadece yaşamsal standart ölçüsü olduğunu anlayabiliriz.
Nedir bu ölçüler? Her varlık, bulunduğu ortama uygun bedenleşmelidir ki oranın yaşamının gerçekliğinde tekâmül süreci geçirmesi gerekmektedir. Sadece biz insanoğlunun tekâmülü oluyor denilse de, her varlık içinde değişir ve gelişim sürecine girer. Bu varlıkların da süreçten geçtiğini bildiğimize göre, içlerinde iyi ve kötü ya da her iki duyguya da hâkim olduklarını söyleyebiliriz. İç içe kavramları anlattıktan sonra bahsedilmesi gereken, bu varlık ya da enerjilerin bizim ruh durumumuzdan beslendiklerini açıkça söyleyebiliriz.
Nasıl biz insanlar, hayvanlar ve mevcudiyet içerisindeki her varlık üreyebiliyorsa, her düşünce duyguya, duygu da titreşime etki ederek üreme sağlar. Bu da içimizde barındırdığımız duyguların 4. boyuta yansıması ile o boyuta ait varlıklar ile aramızda bağ kurulmasına, hatta çoğalmalarına sebebiyet vermektedir. Anlatılmak istenen, bu boyutta da 4. boyutta da yansıtıcının yine biz olduğumuzdur. Bu anlatımdan çıkarılacak ders, temas halinde olanların duygu ve düşüncelerine hâkim olarak negatif etkilerden kurtulabilecek olmalarıdır.
Varlıkların her birinin isim veya şekillerini anlatmak gereksiz olacağından, yaşamsal alanlarından bahsedelim. Bize vâkıf oldukları yaşam şekilleri ilginç görünse de aslında aynı bizim gibi sürece dahildirler. Bu süreç içerisinde onlar da tekâmül ederken, bizde bulunan öz, yani ruha bağlı bedenimiz daha saf iken, onların özü daha katışıktır.
Bu da onlarda özgüven patlamasına hâkim olurken kibir ve egonun daha baskın şekilde çekilmesine yol açmaktadır.
Anlatımdan anlaşılacağı üzere, bu onları daha aciz konuma koymaktadır. Asıl olan, yaşam döngüsünde olağanüstü gibi görünmek değil, içimizde bulunan nefsin terbiyesi olduğundan avantaj insandadır. Varlıkları aşağı ya da üstün görmek her daim hatalıdır. Bunun yerine, yaşam süreci içerisinde en çok kazanım yapanın bir adım önde olacağıdır. Kazanım yapmak için de fiziksel bedenin ihtiyaçları, yani hayvansal isteklerden arınmak gerekmektedir.
4. boyutun hayatı, vahşi bir ormanda yaşamaya benzer. Her zaman tetiktedirler. Aidiyet duyguları bizim kadar gelişmediğinden, bireyler arası güven ve sevgileri farklılık içerir. Aralarında da bizim toplumumuza benzer oluşumlar mevcuttur. Duygu durumlarını daha kontrollü hale getirenler, birbirlerine daha çok sevgi ve saygı ile yaklaşmaktadır. Bu da yüzyıllar süren gelişim ve tekâmülün sonucu ortaya çıkmıştır. Sanılanın aksine sadece negatif değil, pozitifin de yoğun bulunduğu, ancak her an dengelerin daha hızlı değiştiği bir yapıya sahiptirler. Kendi içlerinde hiyerarşi çok baskındır. Her varlık grubu, diğerine üstünlük için savaşmakta, nihayetinde kaosun ve savaş ortamının yaygın bulunduğu bir boyuttur.
Boyutun emarelerini çok sık görmekteyiz. Sebebi, en yakın perdenin bu olmasıdır. Farkındalığı ve algısı yüksek kişilerin görebileceği gibi, herhangi iyi veya kötü sebepten onların enerjisine maruz kalan kişi de görmeye, işitmeye, onlarla tanışmaya başlamaktadır. Bunun sonucu, kendini korumayan, enerjisinin kendi bünyesinde beslendiğini anlamayan kişi, fiziksel ve ruhî hastalıklara yakalanmaktadır.
Bu hastalıklar da halk arasında efsaneleşecek, insanın onların karşısında aciz kalabileceği gibi basit bir algıya dönüşmektedir. İnsanoğlunun içinde barındırdığı her yapı, evrenimiz ile bütünlük arz eder. Kapsayıcı olanda üstünlük bulunmaktadır. İnsanı insan yapan unsurlar, bu döngüde kapsayan olduğuna göre, birlik yani asıl yaratılan ondadır. Diğer mahlukat, bizim özümüzde birdir ve vardır. Varlıklarını bu şekilde devam ettirebilirler. Korku, nefret, kibir, kin ve diğer tüm negatif duygulardan arınan kişi için, herhangi bir varlığın zararı metafiziksel olarak mümkün değildir.
Üstad Hüseyin Çetin