9. BOYUT HAKKINDA BİLGİ

Bizler bu aleme sadece ve sadece O'nun yansıması olarak geliriz. O zaman bizler sadece Allah'ın bütünlüğünü teyit etmeye ve O'nun varlığının yüceliğini kavramak için bu deneyim havuzlarında tekrar tekrar geldik. Bu geliş ve gidişlerin hepsinin amacı farklı gibi görünse de, Hak nazarında hepimiz bir ve tekiz. Yani O'nun oluşumunda yalnızca 1 beden, 1 hal ve 1 gerçeklik vuku bulmuştur. Onun dışında olan her şey sadece onda olanın yansımasıdır.

 

O vakit anlaşılacağı üzere, sadece O'nun varlığının yansımasıyız. Bizler bu beden kılıflarını giymeden de vardık. Kılıflar değişir, asıl olansa her koşulda O'na kavuşuyor olacağımızdır. Kavuşmalar ve ayrılmalar yalnızca O'nun resmini farklı farklı hal, ton ve duygu geçişleri ile deneyimlemek içindir. Bu sefer de 9. boyutta deneyimliyor, o boyutun farkındalığı ile resmi çözmeye çalışacağız.

 

Boyutların arasındaki farklardan dolayı, o boyutun yansımasına uygun hal almamız, değişik formatların kıyafetlerini, yani bedenlerini giymemizi zorunlu kılar. O zaman bu boyutun bir öncekinden farkı nedir? Bu boyutun frekansı, önceki boyutun frekansından daha yüksek titreşmektedir. Her boyutun yükselmesi ile frekans değeriyle doğru orantılı olarak bilginin boyutu da yükselmektedir. Bu katların geçişleri arasında varoluşsal amaçlarımızı öğrenmeye başlıyoruz.

 

İnsanoğlu kabalaşmış fiziki bedenden soyutlanırken, amacına, yani insan kılıfı bütününe varması gerekliliğidir. Dünyada deneyimlediğimiz duygular, boyutsal geçişlerde benlik denizine yüklenmiştir. Bu kavramlara aşina olmasaydık, bu dünyanın şartlarıyla sadece yaşamımızı sürdürecek içgüdüler ile dürtüsel yaşam sağlardık. Benlik denizlerinde manevi duyguların yol göstericiliği ile Hakk'a yakınlaşmaya çalışıyoruz. Bu da ancak güzel huyların barındırılması ile mümkün kılınır. Nefsin terbiyesi bize insan olma yolunu açarken, kilit nokta olarak güzel ahlakın yanında güzel duygular beslemeyi öğreniyoruz.

 

Beşeri hayatta deneyimlediğimiz duyguları temel alırsak, bu boyutun merhamet duygusu olduğunu söyleyebiliriz. Merhamet bize ne kazandırmaktadır? Kelime anlamı olarak başkalarına iyilik gibi görünse de, özünde kazanılan, kendi benliğimizde merhamet hakkıdır. Merhamet etmeyenin, merhamet görme hakkı da yoktur. Bu bilginin eşliğinde, duyguların bizlere neler kazandırabileceğini ya da neler kaybetmemize sebep olacağını anlıyoruz. İçimizdeki kötü hisler bizi nasıl aşağı çekiyorsa, güzel hisler de o denli rehberlik edecektir.

 

Hak ile bir olanda yalnızca doğruluk, dürüstlük, saygı, sevgi, merhamet gibi güzel duygular barınır. Bu duygu yoğunluğuna kavuşmak için, uzun yollardan geçer gibi kendi iç denizimizde sürgün kalırız. O manevi enerjinin akışı için, hapsolduğumuz bedenden kurtulmak, güzel duyguların rehberliği ile mümkündür. Yürekte biriken bu duygular, motorun çalışması gibi enerji sağlayarak, bedenimizin her hücresinde titreşiminin artmasına sebep olur. Frekansın yükselmesi fiziki bedenden özgür bedenlere geçişi sağlar. Bu boyutlara sonraki yaşamlar gibi görsek de, aslında aynı zamanda öncemizdir.

 

Mantıksal olarak, boyut değişimi olarak bahsettiğimiz hal değişimidir. Bu haller, maddede katı, sıvı, gaz, veyahut her birinin bir arada olabileceği durumlara geldiği gibi, insanoğlu da bu yapılar gibi değişim geçirdi. Hem fiziksel, hem duygusal, hem de ruhani alanların çalışmalarında, yani bir arada yaşanan beşeriyet oluşturulmasında, bazı değer yargılarının yüklenmesi gerekmiştir. Her alansal boyut, bir sonrakine tesir ederek kimlik oluşturur. Yani kavramın kavram olması için önce bilinmesi, daha sonra da açığa çıkarılması gerekir. Bilmediğimiz bilgiyi idrak edemeyiz. Hiç görmeyen göz, görüntü karşısında ona bir anlam veremez. Onu tanıdıkça fikir oluşturur ve nihayetinde görüntüyü kavrayarak bir kategoriye koyar. Bu da aslında, kavramak önce olmuş gibi görünse de, aksine önce bilinmiş daha sonra kavranmış olur.

 

"Şimdi" diye bahsedilen her mevzu, olmuş ile olacak arasındaki kısa çizgidir. Bu döngü daima ilerlerken, yalnızca emin olabileceğimiz şimdi, şu anda çaba göstererek, en derin sırlarımıza vakıf olabileceğimizdir. O vakit, sır diye bir şeyin olamayacağını, sadece o bilgiyi algılayabilecek seviye ve bilinçte olmadığımızdan ötürü anlayamadığımızdandır. Bunun farkında olunduğunda, tek tek o sırlara vakıf olmak elbette herkes için olasıdır. Asıl olan, o sırrın sizde neler ifade ettiği ve o döngüde sizin nasıl hareket ettiğinizdir. Bilinç yalnızca size ait olanı bilir. O zaman asıl anlam şudur ki, baktığınız pencere dar alan ise, asla sonsuzluğu anlayamazsınız. Gelin hep birlikte tabularımızı aşalım.

 

9. boyutu ulaşılabilir bir meta olarak gördüğümüzde, daha kolay varılır. Hepimiz ne yazık ki sadece iç benliklerimizden çıkardığımız bu varsayım havuzlarında bu günümüzü oluşturarak, kendi yolumuza taşları yine kendi başımıza hazırlıyor olmamızdır. Bu şekilde çelişki içinde yaşayan ruh, nasıl olur da bir sonraki hedefe ulaşır? Bilinçlerinizi temizleyerek hayatınızı yeniden inşa etmek sizin elinizde.

 

"9. boyut nerede ve nasıl ulaşırız?" diye soruyorsunuz. Elbette içinizde ve yine ona bağlı olarak dış dünyamızı şekillendirmektedir. Algılama gerçekliği bireyin kendisiyle sınırlıdır. Buradan anlaşılması gereken, fiziksel varlık düzeyinde algıladığımız ve varsaydığımız her şey bilinçte tasarlandı. Var olan her şeyin bir önceki adımında tasarım olmalıdır. Basit ve anlaşılır anlatmak için örnek verebiliriz. Otomobili ele alalım. Yapım aşaması öncesi sadece fikirdi. Fikir üstünde düşünce ile şema şekillendirildi. Parçaları oluşturuldu. Tasarım haline getirilerek tek tek parçalar birbirleriyle buluştu. Nihayetinde tekliğe ait olacak şekilde oluşumu tamamlandı. Lakin bitmedi. Test edilmesi ve mükemmelliği ortaya çıkarmak üzere hayata, yani dünyamızda var edildi. Her ne kadar mükemmel tasarlansa da unutulmamalıdır ki, asıl performansı yine sürücü nazarında iyi olacaktır. Bu konuya nasıl geldik diyorsanız, anlattıklarımı iyi düşünün. Fikir, tasarım ve elbette onu sürmek, yani yaşamınıza yön vermek yine size aittir. Siz direksiyonu hangi yöne çevireceğinize karar verdiğinize göre, hiçbir şey tesadüf değil, sizin bilincinizin yönlendirmesidir. En son basamağı iyi anladığınızda, ilk basamağa da varmış olursunuz. Tasarım yaptığımız alan, 9. boyutun ta kendisidir.

 

Bu bilince bu noktada vardığımıza göre, elbette bazı hususlardan bahsedilmesi gerekir. Öncesi ya da sonrası, kavramsal olarak anlaşılması içindir. Anlatmış olduğumuz her bilgi elbette sonsuz içinde hep vardır. Basamakların her biri hem vardır, hem de yok gibi aynı anda şekil almaktadır.

 

Anlaşılması gereken, her seçim ve alanın yeni bilgi doğurabileceği gibi, sonsuz seçenek havuzunu oluşturmaktadır. Varlığın temel döngüsünde her şey birden yine bire varacak şekilde olurken, yine ona varan her yol tektir. Teklik içinde çokluk olamayacağı açık olduğundan, ne zaman duygu ve düşünceleriniz tekleşti, o zaman bu boyutun gerçeklik algısına vakıf olmuş olursunuz.

 

Üstad Hüseyin Çetin