Merhaba sevgili dostlar,
Bu ana kadar bahsettiğimiz konular Dünyamızı ele alırken, artık bir üst basamak olan biz insanoğlunun kamile erdirilmesi sonucu fiziksel ve ruhsal olarak geçişin sağlanacağı tesir alanlarını anlatıyor olacağız.
7. boyuttan bahsetmeden önce, hangi alem içerisinde gruplandığından bahsedelim. İnsanoğlu, fiziksel form ve düşünce yapımızdan arınarak üst makamın emarelerini öğrenmek ve yaşama, arınmış katışıklı yapımızın tortularını bırakarak Melekut alemlerinin başlangıcı diyebileceğimiz alana geliyoruz. Burada fiziksel alanımızı korurken, enerjinin kullanılması, yayılımı ve içindeki gücün kullanımını kavradığımız alana yolculuğa başlamış olduk. Buraya geçiş alanı diyebiliriz. Saf iyilik ve kötülüğün ayrılarak -7 ve +7. boyut olarak yerlerimizi almış olduk. Asıl olan iyinin emareleri pozitif alanda keskinken, tersi olan -7. boyut o ölçüde net ve keskin negatiftir.
Pozitif 7. boyut, iyiliğin ve saflığın vücut bulduğu yerdir. Boyutun gerçekliği sizde derin sevgi ve olumlu hissettirebilir. Bu boyuta veya herhangi bir boyuta saplantılı kalmamak en faydalı gelişim olduğunu unutmamalıyız. Gerçek olan, ondaki emareleri alıp büyütüp bir üst mertebeye ulaşmaktır.
7. boyutun yukarıdan aşağı geliş ve aşağıdan yukarı gidişteki sistematik analizini yapıyor olacağız. Bu boyut ile evrensel alanlara geçiyoruz. Dünyamız -6 ve +6 boyutlar arası olsa da, üst alemlerin emarelerini içinde barındırıyor. Fakat bizler o algıların sistemsel kodlarına vakıf olamadığımızdan hissedemiyor ya da göremiyoruz.
Bilinç sıçraması ile aklını bu boyuta taşıyan insan, o boyutun varlıkları ile bir olarak onların yetisine ve ilmine sahip olabilir. Bu vakıflığa eren kişi, henüz Dünyada görmediği ilimleri öğrenme hakkına sahip olur. Asıl olan liyakat ve çabanın bir arada ortaya çıkmasıdır.
Bunun amacı, henüz olgunlaşmayan meyve nasıl içinde yeterli mineral ve faydaya sahip olamıyor, olamadığı gibi güç yetiremeyeceği şekilde zorlu şartlara kafa tutmaya çalışırsa, sonuç olarak sadece çürür ve dökülür. İnsanoğlu da hakkından gelemeyeceği ilmin sonucu hüsrana uğrar. Bu da onda önce manevi, sonra fiziki zarara uğratır. O sebeple ham olanın ilerlemesi için yanına ona yol gösteren olgun halleri yer almalıdır. Bu bilinçle hem ham olan eğitilirken, olgun olanın da amacı vuku bulur.
İlim ehlinin amacı yol göstermek ve yardımcı olmaktır. Yardım, kişiye ışık olmak, gerisini kendi çabasına bırakmaktır. Her ruh kendi bireysel seçimlerinden sorumludur. Seçimlerin sonucu kötü ve yanlış geliyorsa, bu yola kendimiz girdiğimizi bilmeliyiz.
Alemin yansıtıcısı olan kamile ermiş ruh, dünyaya ilimlerin ve sevginin indirilmesini sağlamakla mükelleftir. Bunlar da elbette enerji geçişleri ile sağlanır. Her bilgi, bir enerji grubunun yansıması ile olmaktadır. Enerjiyi anladığınızda, onun gücüne de vakıf olursunuz. Enerji dalgalanmaları, sizi bir sonraki evreye alıştırmak için harekete geçişinizi sağlar. O enerjiyi iyi veya kötüye yönlendirmek sizin seçiminize bağlıdır.
Enerjilerden bu kadar bahsediyor olmamızdaki sebep, 7. boyutun enerjiyi yoğunlaştırarak fiziki yansımaya sebep olduğudur. İnsanoğlunun bulunduğumuz aleme fiziksel olarak bedenleşmesi için maddenin yoğunlaşmış hallerine ihtiyaç vardır. Buna aracılık edecek olan bu boyuttur. Burada enerji yoğun hissedilebilir olduğu kadar fiziki tabiatta oluşturulmuştur. Bunun sonucu olarak ruhsal alemin ve fiziki alemlerin iç içe geçmeye, aynı zamanda da ayrışmaya başladığı alandır.
"Nasıl oluyor?" diyenler vardır. Bu boyut Alemi Melekut'un girişi demektir. Bundan sonraki boyutlar, saf ışığın emarelerinin yansıtıcılarıdır. Yukarıdan inerken fiziki yaşama geçiş, tersine olarak da Alemi Nasut'ten çıkarken latif bedenlerin fiziksel bedenden ayrılması sürecine girilmeye başlanır. İki uçlu kristalin enerjileri çekerek bünyesinde barındırdığı gibi, iki alemin arasında enerjileri toplayan ve yansıtan görevli, 7. boyut düzlemidir.
Enerji ve atomun iç içe geçmesi burada başlar. Bu ilme vakıf olan, meyvenin her sürecine sahiptir. Tüm döngüye hakim olan, Dünyanın içinde var olan bütün ilim perdesini kaldırmış olur. Simya ilmi bunlardan yalnızca biridir. Simyanın sadece altın gibi maddelerin üretimini sağlayan hokkabazlık olduğu düşüncesindeki insanlar, geniş bakış açısından yoksundur.
Simya, yaratım aracıdır. Herhangi bir maddenin nasıl oluşacağı bu ilmin eseridir. Her enerji grubu içerisinde sırrını, yani oluşturduğu maddenin ilmine hakimdir. O ilme sahip kişi, maddeyi çözerek enerjiye çevirebilir. Yahut enerjiden yeni bir oluşum ortaya koyabilir. Birçok hastalığa sahip olan enerji çözülerek ortadan kaldırılabilir. Ya da enerjinin kodları tekrar bir düzenekte oluşturularak, kaybolan uzvun yerine yenisi oluşturulabilir.
Bu da demek oluyor ki, henüz insanlık ilimlerini kendi içinde tamamlayamamış ve açığa çıkaramamıştır. Temel sorun, kıt bilincimizin bir sonraki evreye geçmekten korkmasıdır. Sebebi de, rahatlığa alışan kişilerin üretim yapmayarak, sadece yaşam kalitesini ve refahını düşünmesidir. Üretmeyen bilinç, sadece dünyanın imgeleri arasında olmaktan memnun olarak, sonraki süreci sadece basit bir ölüm varsaymaktadır.
Oysa ki ölüm, bizi diğer oyun sahalarına ileten aracıdır. Aracıya anlamlar yüklemek yerine sonuca odaklanmalı, yaşam süreci zarfında gelişme amacı gütmeliyiz. Gelişim sağlamayan her yaşam, boşuna geçen zaman dilimidir.
Üstad Hüseyin Çetin